About UT

Tarih ve Gerçekler

İlim ve Ulemâ Şehri Trablus

Trablus, 636’da Bilad-i Şam’ın İslami fethinden bu yana büyük önem kazanmıştır. Bu şehir o zamandan üçüncü ve dördüncü Abbasi döneminde idari ve entelektüel bir başkent haline gelinceye kadar büyümüş ve gelişmiştir.

Fatımîler Trablus’u geniş bir başkent olarak kullanmışlardır. Kral Celal bin Ammar tarafından 100.000 cilt içeren, zamanının en büyük kütüphanelerinden biri olan bir kütüphane sağlanmış ve ilim kapısı haline getirilmiştir.

Benî Ammar emirliğinde ise idarecilerinden büyük destek, özen ve teşvik gören edebiyatçı, şair ve alimlerin uğrak yeri haline gelmiştir. Şair ve Filozof Ebu’l-Ulaa el-Ma’rî onlardan biridir. Ayrıca Trablus’u, Mütenebbî ziyaret etmiş, meşhur gezgin İbn Battuta da seyahatnamesinde buraya özel bir bölüm ayırmıştır.

Ancak işgalci Haçlılar, işgal sırasında şehrin mirasını ve İslam medeniyetinin tüm öğretilerini yok etmek istemişlerdir. Bunların başında da Benî Ammar’ın kütüphanesi gelmiştir. Haçlı egemenliğinin karanlığından iki yüz yıl sonra, şehir, yeniden inşa etmek isteyen Memluk hükümdarlarının idaresi altında şehir, entelektüel faaliyetine kademeli olarak devam etmiştir.

En-Nasır Kallavûn Büyük Mansurî Cami’sini inşa etmiş, ondan sonra gelenler ise Abdulgani en-Nablusî ‘nin deyimiyle ortak vakıfların desteği ile imar edilen 300.000’i aşkın cami ve dini okul inşa etmişlerdir. Ancak Osmanlı döneminin sonunda, bu vakıflar tahrif edilmiş ve kaybedilmiştir. Bu yüzyılın başında faaliyet gösteren din okullarının sayısı yirmi iki eğitim kurumuyla sınırlı olmuştur.

Ailesinin ve oğullarının kütüphaneleri restore etme ve yenilemeye olan ilgisine ilaveten, en-Nasır Kallavûn’un çağdaşı olan, el-Mikâtî ailesinin dedesi Şeyh Mustafa b. Abdulhayy, o zamanlarda Trablus'un komşu ülkelerle rekabet ettiği, önemi ve büyüklüğüyle gurur duyduğu bir kocaman bir kütüphane kurmuştur. Daha sonra kütüphaneyi bilime, bilim insanlarına, öğrencilere ve akademisyenlere hizmet etmesi için oğlu Şeyh Raşit’e bırakmıştır.

Bu okullar ve kütüphaneler sayesinde şehir halkının parlak kimseleri öne çıkmıştır. Bilim ve edebiyatın farklı alanlarında uzmanlaşmışlar, sonrasında okullar, kütüphaneler, dergiler, matbaalar ve edebiyat toplulukları kurmuşlardır. Buralardan, Risale-i Hamidiyye yazarı ve milli medreselerin kurucusu Filozof Allâme Şeyh Hüseyin el-Cisr, Şeyh Abdulkadir, Abdulmecid el-Mağribî, Şeyh Abdulhamid er-Rifaî, Şeyh Abdulkerim el-Uveyda, Şeyh Muhammed El-Ahdab, el-Menar yazarı Şeyh Muhammed Reşid Rıza, Ceride-i Vicdan yazarı Hacı Sami Sadık, hala mahtut halde bulunan Trablusu’ş-Şam Tarihi yazarı Hikmet Şerif Bey ve ilim ve bilgide çağının yıldızlarından olan, Büyük Mansurî Camii İmamı Şeyh Muhammed Reşit el-Mikatî gibi önemli şahsiyetler çıkmıştır.

Önemli Gelişmeler

Hicri 27. Yılda Hulefa-i Raşidîn’den Hazret-i Osman-ı Zinnureyn (r.a.) döneminde Sahabe-i Celîl Sufyan el-Ezdi (r.a.)’ın fethettiği şehirdir.

Lübnan'ın on altı İslami arkeoloji okuluna ve üç yüzden fazla arkeolojik camiye ev sahipliği yapan tek şehri, komşu bölgelerden ve Arap ülkelerinden gelen bilim ve ilim öğrencilerine önderlik eden mükemmel bir bilim merkeziydi.

Kral Celalü’l-Melik b. Ammar tarafından hicri 472'de kurulan büyük Kütüphane "Daru’l-İlim"e ev sahipliği yapan şehirdir. Bu kütüphane, Kahire Valisi tarafından kurulan ve Daru’l-Hikme’ye benzer olup bünyesinde 100.000'den fazla kitap barındırmaktadır.

Antik bir şehir olan Trablus, Tarih boyunca öğrencilerin istifade edebilmek için çabaladığı alimler, yazarlar ve şairlerle dolmuştur. Bu şehirde bir de modern ilimlerin eğitiminin verildiği, şehir halkından İmam Muhammed Reşid Rıza, Şeyh Abdulkadir, Abdulmecid el-Mağribî, Şeyh İsmail el-Hafız, Şeyh Abdulkerim el-Uveyda gibi isimlerin de derslerinde bulunduğu İslami bir okul bulunmaktaydı.

1921 yılında Trablus’ta kurulan “İlim Medresesi” adında İslami Hayır Cemiyeti, şimdilerde “İslami Ortaöğretim Kurumu” adıyla Eğitim ve Öğretim Kurumu’nda devam etmektedir. Ayrıca bu kurumdan Allame Şeyh Remiz el-Melik gibi birçok Alim çıkmıştır.

Bu şehir, Lübnan ve Akdeniz havzasının Doğu kıyısında İslami yoğunluğun merkezini oluşturmaktadır. Allah’ın izniyle de Arapların ve İslam’ın kalesi olmaya, İlim ve Alimlerin şehri olmaya devam edecektir.